Fotoğraf Grubumuza katılın
Doğa Grubumuza katılın
Patikatrek organizasyonları Türkü Turizm güvencesi ile yapılmaktadır.
Belge no: 3959
MERHABA KEŞİF DOSTLARI

Patikatrek Doğa Sporları aracılığıyla katıldığınız dağcılık, doğa sporları, rafting, fotoğraf gezileri, jeep-safari ve doğa yürüyüşleri gibi her aktivite ile takım olma becerisi kazanacak, bir bütünün parçası olarak her zaman kendinizi daha faydalı bir birey olarak görecek, takım arkadaşlarınızla birlikte heyecan ve macerayı yasarken, kendi sınırlarınızı da yeniden keşfedeceksiniz. Deneyim ve eğitimli hocalar eşliğinde yaptığımız fotoğraf gezilerinde ise ışık avcılığı yapacak,Türkiye'nin keşfedilmemiş manzarasını fotoğraf karelerine yansıtırken her faaliyette yaşadıklarınızla evinize daha huzurlu ve daha mutlu döneceksiniz.

KEŞİF YOLUNUZ  AÇIK VE AYDINLIK OLSUN.

  • EĞİTİM VE SEMİNERLER
    Doğa Sporlarında en kötü kaza "Kırıklar ve İlk Yardım"

    Bir doğa sporcusunun başına gelebilecek en kötü kazadır Kırık. Yaşam alanları içinde gerçekleşen kazalarda karşımıza çıkan kırıklara kurallarına uygun davranarak tepki vermek mümkün iken,vahşi doğa koşulları içinde ve alışık olmadığımız şartlar altında bu tepki farklı olabileceği gibi ölümcül veya uzun süreli sakatlıklara meydan verecek şekilde gerçekleşebilir. Hazırlıklız, bilinçsiz ve donanımsız olarak doğada seyahat edenlerin sıklıkla karşılaşma ihtimali olan kırıklarda gerektiği şekilde ilk yardım ve uygun tedavinin uygulanması  çoğu kez mümkün olmaz. Doğa yürüyüşleri veya spor amaçlı doğa seyahatlerinde,  doğanın büyüsüne kapılarak,bir anlık dikkatsizlik veya konsantrasyon eksikliği veya kural dışı  fevri davranışlar sonucunda yapılacak ters bir hareket kırıklarla karşılşama ihtimalini güclü kılar.

    Bir kaza durumunda ilk yardım uygulamaya hazır olabilmek için yapacağınız en doğru şey bir ilk yardım kursuna devam etmek ve ilk yardımın nasıl verileceğini öğrenmektir. Aşağıdaki satırlarda bazı genel bilgiler bulacaksınız ama ilk yardımın nasıl uygulanacağını öğrenmek için mutlaka bir  kursa katılmanız gerektiğini unutmayın...


    Herhangi bir kuvvet zoru ile kemik bütünlüğünün bozulmasına kırık denir.

    KIRIK ÇEŞİTLERİ ;
    a - Açık kırık
    b - Kapalı kırık
    c - Müşterek Kırık (önemli organların mide, bağırsak, ciğer, beyin gibi önemli organların tahribatıyla birlikte  

         görülen kırıklardır)
     
    KIRIKLARDA GENEL DUYGU VE BULGULAR
     Kırık yerinde ve yakınında ağrı
     Dokunmaya karşı hassasiyet
     Şekli bozukluğu
     Şişlik, morluk
     Hareketsizlik ve kuvvetsizlik
     Kırık kemiklerin birbirine sürtünme sesi

    KIRIKLARDA GENEL TEDAVİ KURALLARI

    • Eğer deride varsa yara üzerine steril bir pansuman ya da mendil koyup sarınız.
    • Yara içinde görülen kemik parçalarını çıkarmaya çalışmayınız. Kanama yapabilir. Daman ve sinirleri yaralayabilirsiniz. O kısmın üzerine steril pansuman koyunuz. Sonra bir bezi simit şeklinde katlayıp delik olan kısmı ortaya gelecek şekilde yerleştiriniz En üst kısmına kalın pamuk ya da sünger tabakası koyunuz. Sarınız.
    • Kırık olup olmadığını önce elbisesi üzerinden hafifçe elle muayene ederek saptamaya çalışınız.
    • Elle hoyratça muayene etmeyiniz Kırık yerini oynatmayınız. Ağrı şoka yol açabilir. Kırık kemik uçları damar ve sinirleri yaralayabilir.
    • Kırık uçlarını hareketsiz yapmak için kırık yerini tespit ediniz. Kol ya da bacağın her iki yanına kalan karton ya da tahta koyup sargı bezi, eşarp, kravat ya da gömlek parçaları ile sarınız.
    • Tespit için kullanılan karton, tahta gibi gereçler kırık yerinin bir üst ve bir de alt tarafındaki eklemlerin ötesine kadar gelecek uzunlukta olmalıdır. Bu araçlara atel adı verilir. Atellerin tene gelen kısımları pamuk ve bezlerle beslenmelidir.
    • Şok varsa önleyiniz.
    • Kanama varsa bilinen önlemlerle kanamasını durdurunuz.
    • Kırık yerin üzerine havluya sarılı buz torbası koyunuz.
    • Yaralı kısmı kalp seviyesinin yukarısına kaldırınız.
    • Kırılan uzuv tespit edilmelidir. Hangi durumda bulduysanız o durumda tespit ediniz. Kırığı yerine koymaya çalışmayınız. Gereksiz dokümanlardan kaçınınız.
    • Ambulansla ortopedi ve travmatoloji kliniğine gidiniz.


    OMURGA KIRIKLARINDA İLK YARDIM
     

    • Çoğu kez yüksek bir yerden düşme yad da trafik kazaları sonucu omurgada kırık ve bazen içinden geçen omurilikte değişik derecelerde yaralanmalar olabilir.
    • Yaralıyı muayene etmeden, belinde yad da boynunda ağrısı, başka bir şikayeti olup olmadığını sormadan döndürmeyiniz. Ayağa kaldırmayınız.
    • Kesin tam bilinmedikçe belinde ağrısı olan böyle bir yaralıda kırığın da olabileceğini unutmayınız. Kırık olmadığı kesin olarak saptanıncaya kırık var gibi hareket ettiriniz.
    • Eğer omurgasında bir kırıktan şüpheleniyorsanız, yaralıyı yerinden kaldırmadan altına genişçe ir tahta ya da kapı yerleştiriniz.
    • Baş ve boynunun her iki yanına ayakkabılarını ve katlayarak elbiselerini koyarak boynunun oynamasını önleyiniz. Eğer elinizde kum torbası varsa onu da koyabilirsiniz. Naylon torba içine kum veya toprak doldurarak kum torbası yapabilirsiniz.
    • Yaralıyı omuzlar, havsala, uyluk diz altı ve ayak bileğinin üzerinden geçecek şekilde geniş bezlerle tahtaya bağlayınız. Böyle taşıyınız. Röntgen çekilip kesinlikle kırık olmadığı saptanmadıkça ayağı kaldırmayınız.
    • Aksi durumda kendiliğinden iyi olabilecek bir omurga kırığı, yaralı kişinin kaba muayenesi ayağa kaldırılması ya da uygun olmayan taşıma koşulları nedeniyle omurilik zedelenmesi olabilir. Bunun sonucu bacaklarda felç, halsizlik, idrar ve büyük abdestini tutamaması gibi çok önemli sonuçlarla bitebilir.
    • Yara varsa steril pansuman koyunuz.
    • Şok durumuna göre önlem alınız.
    • Ağrısını dindiriniz.

     
    ÖN KOL KIRIKLARINDA İLK YARDIM


       1- Kazanın olduğu yerde yaralının ceketi çıkarılmadan kırık olan tarafında eli karşı omuza gelecek şekilde kol

           göğüs üzerine konur ve göğse sarılır.
       2- Önkolda üçgen sargı ya da tülbentle boyuna asılır.
       3- Eğer elinizde tespit için hazır gereçler (atel) ya da tahta, kalın karton varsa kol ya da önkolun her iki yüzüne

            bunları uygulayınız.

       4- Gömleğinizden yırttığınız bezlerle kravat, eşarp ya da sargı bezi ile kırık yerinin

            yukarısında ve aşağısından bağlayınız.
       5- Kolu göğüs üzerine koyup başka bir eşarp ya da üçgen sargı ile sarınız. Önkolu da üçgen sargı, tülbent ya da

            eşarp ile boyuna asınız.
       6- Önkol ve kolunuzun kalp seviyesinin üzerinde durmasını sağlayınız. Böylelikle daha az şişlik olur.
       7- Kırık yer üzerine buz koyunuz.
       8- Bilezik varsa çıkarılmalıdır.


    KÜREK VE KÖPRÜCÜK KEMİĞİ KIRIKLARINDA İLK YARDIM

     

    1. Kırık tarafın koltuk altına ufak bir pamuk topağı ya da katı bir bez koyup kolu eşarp ya da tülbentle boyuna asınız
    2. Kırık yer üzerine buz koyunuz.
    3. Yaralıyı oturur durumda ve ambulansla hastaneye götürünüz.
    4. Eğer üçgen sargı ya da eşarp yoksa yaralı elinizi ceketinizin iki düğmesi arasında içeri sokup aynı taraf ceket eteğinin yukarı kaldırıp iğneleyiniz.
    5. Şekilde görüldüğü gibi bir omuz üzerinden gelen sargıyı (katlanmış bir tülbent) karşı taraf koltuk altından geçirip arkada bağlayınız. Diğer sargı ile aynı işlemi karşı tarafa yapıp arkandan birbiri ile ve ilk sargının uçları ile düğüm ediniz. Bunları yaparken omuzları arkaya doğru çekiniz.

     
    BACAK KIRIKLARINDA İLK YARDIM

     

    • Bacakta kırık varsa kaza yerinde yaralının pantolonunu çıkarmaya çalışmayınız.
    • Eğer yara varsa pantolonu dikiş yerinden sökünüz ya da kesiniz. Yara üzerine temiz mendil ya da pansuman koyup üzerinden sarınız. Böylece açık bir kırıta yaradan mikropların girmesini önlemiş ve kanamanın durmasını sağlamış olursunuz.
    • Eğer elinizde uzun tahta ya d da kalın karton varsa uzun olanın dışta ayak bileğinden bele kadar, kısa olanını da içi tarafta ayak bileğinden kasığa gelecek şekilde bacağın her iki yanına yerleştiriniz.
    • Ayak bileğinin üzerinden diz altından ve üstünden gömlek parçası, eşarp, kravat ya da sargı bezi ile bağlayınız.
    • Eğer elinizde tespit için hiç bir gereç yoksa kırık olan bacağı sağma bacağa sararak tespit ediniz.
    • Kırık yara üzerine buz koyunuz.
    • Sırtüstü yatar durumda ve sedye ile hastaneye gönderiniz.

     

    AYAK VE AYAKBİLEĞİ KIRIKLARINDA İLK YARDIM

     

    1. Kişinin yaralanmış ayağındaki yaraların üzerine temiz bir mendil ya da pansuman koyup sarınız.
    2. Yumuşak bir kare şeklindeki bir yastığın ortasına ayağı yerleştiriniz.
    3. Yastığın kenarları önde birbirine yaklaştırınız., çengelli iğne ile tutturunuz. Gerekiyorsa üzerinden sargı bezi ile sarınız. Yastık içine koymadan önce buz uygulayınız.
    4. Kalp seviyesinin üzerinde tutunuz.


       
  • HABERLER-DUYURULAR
    İzmir Fotoğraf Akademisi Fotoğraf dünyasına renk katıyor

    Alanında uzmanlaşmış fotoğraf Sanatçılarının öncülüğü ve sanat danışmanlığında,fotoğraf aracılığıyla sosyal sorumluluk proje ve çalıştayları oluşturmak,Türk Fotoğraf camiasına yeni kazanımlar sunmak hedefiyle kurulan İZMİR FOTOĞRAF AKADEMİSİ Ocak 2012 başından itibaren çalışmalarına başladı. Yoğun bir çalışma programıyla şekillenerek hedeflerin belirlendiği  bu fotoğraf yolculuğunda fotoğraf severlere yönelik faydalı işler yapmayı hedefleyen Akademi, Temel Fotoğraf Eğitim seminerleri ile start verdiği fotoğrafçılık serüveninde, alanında uzman akademisyenler ile eğitsel söyleşiler, seminerler, sunum ve sergi çalışmaları, dijital fotoğraf işleme atölyeleri, fotoğraf baskısı ve İleri fotoğrafçılık teknikleri üzerinde yaptığı uygulamalı çalışmalar ile fotoğrafa ilgi duyan her yaş grubundan insana yön veriyor…

     

    İzmir Fotoğraf Akademisine bir yıllık üye olarak, bu yolculukta yerlerini alan fotoğraf severler, bilgiyi beklentisiz paylaşarak, gönüllülük duygusuyla Akademinin fotoğraf konulu çalışmalarında görev alıyorlar. Haftada iki gün içinde yapılan programlı eğitsel çalışmalar, hafta sonlarınd uygulama ve ödevler ile pekiştiriliyor.

     

     İzmir Fotoğraf Akademisi bünyesinde Fotoğrafçılık Temel eğitimlerini tamamlayan fotoğraf severler, sıkı bir çalışma ve fotoğrafçı disiplini ediniyorlar. Konu bazlı dönem ödevleri, konulu fotoğraf proje çalışmaları ile bir yıl gibi bir sürede uzmanlaşmanın hedeflendiği bu periyotta “fotoğraflar duvara asılıncaya kadar pes etmek yok” sloganı benimsenmiş. Proje ve ödevler, alanında uzmanlaşmış usta fotoğrafçıların takibi altında. Sürekli en iyiye ulaşıp üretmek üzerine oturtulmuş idealist felsefe, büyük bir heyecan duygusu ile yaşama geçirilmeye çalışılıyor.

     

    Akademinin kapısından ilk adımı atanlar, fotoğrafın çıkış tarihini öğrenerek başladıkları eğitsel çalışmaları esnasında üç ay gibi bir sürede Fotoğraf tekniğini, fotoğraf makineleri ve çalışma prensiplerini, Işık - Renk bilgisi ve ışık kullanımı ile Kompozisyon sanatının tüm inceliklerini öğreniyorlar.

     

    İzmir Fotoğraf Akademisi çalışmalarının ikinci aşamasında yoğun bir uygulama dönemi var ki, fotoğraf makinesini eline alan herkes olgunlaşmış bir bilinçle ve farkındalıkla basıyor deklanşörlere. Elde edilen tüm fotoğraflar sıcağı sıcağına değerlendirmeye alınıyor;  teknik kriterler ışığında yapılan yorumlar esnasında eksikler tamamlanıyor, gerekirse yeni çekimler yapılıyor ve hedeflenen fotoğraf elde edildiğinde ise gelecekte üye adına ortak çalışmalarda kullanım için veri bankasında arşivleniyor.

     

    Fotoğraf çekim uygulamaları ağırlıklı olarak konu bazlı ve alanda yapılıyor. Çekim için gerekli olan ön çalışmalar titiz bir şekilde planlanarak, çalışmaya katılanlara uygun platform hazırlanıyor, gerekli çekim izinlerinin tamamı İzmir Fotoğraf Akademisi tarafından alınıyor. Alanda yapılan çekimlere katılan her fotoğrafçı Akademinin hazırladığı yaka kartları ile çekim alanında yer alıyor. Alan çekimleri yoğun kalabalıklar şeklinde değil, üç en fazla dörderli çalışma grupları halinde ve serbest olarak yapılıyor; gruplar arası iletişim telsiz haberleşme ağı ile sağlanıyor. Her bir katılımcının mutlak fotoğraf alımının hedeflendiği alan çekimlerinde katılımcıların çekimler esnasında karşılaşabilecekleri tüm sorunlar hakkında mutlaka ön bilgi veriliyor. Her ay en az bir kez olmak üzere farklı dallarda düzenli eğitim seminerleri organize edilerek üyelere ek bilgi desteği sağlanıyor. Yine her ay an az iki kez organize toplu uygulama çekimleri yapılıyor. MART- KASIM ayları arasında her ay en az ikişer günlük bir fotoğraf kampı mutlaka organize ediliyor. Fotoğraf kamplarında kamp ekipmanları ve diğer lojistik destekler yine Akademi tarafından karşılanıyor.

     

    İzmir Fotoğraf Akademisi Kurulus Manifestosu

     

    1-      İzmir Fotoğraf Akademisi; üyelerinin fotoğraf bilgi ve deneyimlerini paylaşabileceği eğitsel, sosyal bir çalışma grubu ortamıdır ve kapıları fotoğraf çeken herkese açıktır. Profesyonel, ileri amatör, yeni başlayan ya da fotoğrafı bilinçli çekmek isteyen herkes, Akademi imkânlarından yararlanabilir. Bu çatı altında yer alan her birey, ister kendi özgür iradesiyle isterse uzman desteği  alarak kendisini mutlu hissedeceği bir uğraşı yaratabilir, gönüllülük esasıyla görev alıp, isterse yaratıcı fikirler sunarak Akademi çalışmalarına destek verebilir.

    2-     İzmir Fotoğraf Akademisi sadece Fotoğraf üzerinde eğitsel çalışmalar yapmak üzerine yapılandırılmış olup, her bir katılımcı bu yapı içinde kendisini geliştirebilir, diğer üyelerle bilgi, deneyim ve fotoğraf paylaşarak daha iyi fotoğraflar üretmeye doğru keyifli bir yolculuğa çıkar.  Akademi, takım ruhu içinde çıkılan bu yolculuğa üretken ve yaratıcı bir statü kazandırarak; fotoğrafçının kendisini geliştirici ve fotoğraf sanatına katkılarını destekler; üyelerine çeşitli özel olanaklar, avantajlar ve organizasyonlar sağlar; çözüm ortaklıkları yaratır. Üyelerine özel koşullarda Sergi, Gezi, Yayın gibi özel imkânlar sunar, benzer birçok etkinliği amacına uygun ve üretime dönük sonuç elde edecek şekilde organize eder.

    3-    İzmir Fotoğraf Akademisi, Fotoğraf konuşanların sesi olmayı hedeflerken, Fotoğrafçı ve fotoğraf severlere sosyal ve saygın bir platform oluşturur. Üyelerinin önerileri, şikâyetlerini ve taleplerini önemser. Profesyonel, amatör ve yeni başlayanlarla hep eşit mesafede durmaya özen gösterir...

    4-     İzmir Fotoğraf Akademisi, her fotoğrafçıya, konusu ne olursa olsun her türlü fotoğrafı nerede ve nasıl çekebilecekleri konusunda rehberlik eder, profesyonel danışmanlık hizmeti sunar.

     

    İzmir Fotoğraf dünyasına kaliteli hizmet sunmak gayesi ile yola çıkan ve bünyesinde,ortalama kırk kişinin rahatlıkla oturabileceği bir toplantı ve gösteri salonu, 50x75 cm  boyutlarında  30 adet fotoğraflık sergileme alanı,wireless internet bağlantısı ve klimalı ortamı, Minik bir yayın arşivi, fotoğraf severlere en uygun fiyatlarla malzeme ve ekipman temini aracıyla kurulmuş, kar amacı gütmeyen bir ürün vitrini ve Mütevazi bir Fotoğraf çalışma stüdyosu bulunduran İzmir Fotoğraf Akademisine çalışmalarında başarılar diliyoruz…

     

     

     

     

  • YOL HİKAYELERİ
    Bir Doğa yürüyüşü Hikayesi

    “Ya kuzum,sen soğukta,ayazda nereden buluyorsun bu enerjiyi de kalkıp gidiyorsun sabahın köründe dağlara?" diyen sesinizi duyar gibiyim. Yürüyüş sırasında da birinin sesi geliyordu arkalardan;"Sabah çok erken uyandım.Baktım ki bütün gün evde canım sıkılacak,atladım geldim "Bir diğeri;"üç haftadır, hastalıklar çıkmadı evden, baktım ki dayanamayacağım ben çıktım.. "Ve başka biri daha " Ne iyi oldu geldiğimiz..Oh be ya.!." Ne güzel ortalık . Güneşte yürüyüp,buz tutmuş ormanlara dalıyoruz...


    Kısaca sadece ben değilim ,kendini her fırsatta dağlarda yürürken bulan..Şehrin keşmekeşliği hepimize “küçük bir mola” hayali kurduruyor aslında...Trafik,ses,yol çalışması,hiç bitmeyen kaldırım döşenmesi işleri,yağmurun neden olduğu çamur,yerel yönetimlerin doğru dürüst veremediği temizlik hizmeti,ortak alanı kullanmayı beceremeyen ve sadece kendi için yaşayan bencil insanlar,tepki vereceğim diye ortada dolanan ve durmadan şikayet eden öfkeli ve saldırgan şehirliler!..Sizin kent yaşamına ait gözünüzde canlanan daha iyi bir senaryo var mı acaba?!Beni en çok yoran kısmı da çoğu zaman bu oyunda “oyuncu” olmak zorunluluğu!...İşte bencilliğimin en sonsuz halini pazar günleri bu nedenle yaşıyorum ben...Her şeyi bir kenara itip toprak kokusu duymak uğruna,çamura bulanmak,yağmur altında sırılsıklam olmak,kara basmak, üşümek için çıkıyorum evden.Evde beni bekleyen işleri,kedimi ve belki de bir günü onlarla geçirmemi bekleyen ailemi geride bırakarak bencilliğimi son noktaya vardırıyorum...


    İyi geliyor soğuk bana..Üşümeyenlerdenim..Kendime geliyorum elim ayağım buz kesilse de...Doğanın seslerine alışkınım ...Kuş sesi duymazsam "neden?"diye soranlardan oldum mesela...Elime diken battığında ya da çalılar bacağımı çizdiğinde,takılıp da bir taşa dizimi sürttüğümde hissediyorum doğanın varlığını ve o anda şehirde  olmadığımı...Tercihler var hayatta ..Pazar gününü kanepede gazete okuyarak geçireceğim bir günde hiç şey bulmuyorum bana yakın..Hatırladığım üç hafta sonu yoktur miskinlik yaptığım...Yok ya !İyi ki yapmıyorum ..Uykuda geçen zamanı bile “kayıp” sayarken...yok yok ...böyle iyi;)


    İşte bu duygularla çıktım evden... Rota Kemalpaşa ve Armutlu istikametinden Osmaniye Köyü idi.Daha önce Türkiye Permakültür Araştırma Enstitüsü'nün eğitimlerine katılmak için biraz daha yukarıdaki Dernekli Köyü'ne giderken daha uzun olmasına rağmen mis kokan ağaçların olduğu,su sesinin kuş cıvıltılarına karıştığı bu yolu tercih etmiştim.Yürüyüşü bu tarafta yapacak olmamız beni sevindirmişti.Yaz aylarındaki o yeşil ve coşkulu halini, kışın soğuk buz örtüsüne bırakmış olsa da vahşi güzelliğinden bir şey kaybetmemiş bu manzara beni epeyce de heyecanlandırmıştı.Ağaçların dökülen yaprakları ile yeşil azalmış olsa da ,vadinin tabanındaki coşkulu şelaleler göze görünür olmuştu.Aracın içinden vadinin derinliğini ve hatta suyu görebiliyordum.Sol taraftaki sert kaya dokusu, sızan suların donması ile kendine yeni bir siluet yaratmıştı.Bu duruma dik yamaçtaki ağaç ve çalılar da dallarıyla eşlik ediyorlardı.

     

    Uzun uzun bakıp,hayal dünyanızda masalların  karakterlerini burada görebilmek de mümkündü:)) Dev yarasalar, boynuzlar,heybetli sütunlar,kendini aşağıya doğru bırakmış melekler,sahnede dans eden balerinler....:))İşte buz kütleleri ile bakışırken Osmaniye Köyü'ne varmıştık.Sobası gür gür yanan bir köy kahvesinde artık neredeyse 10 dakikaya sığdırdığımız kahvaltımızı yapıp tekrar aracımıza atlayıp Çınardibi Köyü'ne geldik.Rotamızın başlangıcıydı burası..Yüzümüzü Mahmut Dağı'na çevirip yol almaya başladık.Bazen orman yolunda ,zaman zaman da yola ,yol olma hakkını vermemiş taş kütlelerinin üzerinde hafifçe yükselmeye başladık.Küçük bir yön değişikliği ile Fener Tepesi'nin 1150 m lik tepesine gelmiştik bile...Manzarada sis bulutlarının içinden yükselen zirveler vardı.Fener tepesindeki bodur ağaç tipleri ,kışa direnen tüm bitkiler kar kristallerinden oluşan yeni çehreleriyle güneşte parlıyorlardı.

     

    Etrafa bakınıp,iyi bir kadraj yakalamaya çalışırken güneş de üşümememiz için elinden geldiğince parlıyordu.Rüzgar yoktu.Yola devam etmemiz gerektiğini anlatan düdük çaldığında geri dönüp yamaçtan aşağıya doğru sallandık.Sık bir çam ormanından geçen patika gerçekten görülmeye değerdi...Kar ile bembeyaz bezenmiş toprak,üstünde yükselen çam ağaçlarının arasından sızan gün ışığı etkileyici bir manzara yaratmıştı.Dolayısıyla soğuğun farkında değildim...nem ve hafif rüzgar aslında zehir gibi yakıyordu ..Gruptan geride kalınca hızlı ve bir kazaya fırsat vermemek için de dikkatli bir şekilde yürümeye başladım tekrar..Bu sırada kar örtüsü yerini başka bir kış ormanına bıraktı...Islak,soğuk,sert esintili ama hafif güneşli mis kokan bir orman:)Bugünün konsepti buydu sanırım..Yön değiştikçe mevsimler değişti sanki...


    Orman yavaşça aralandığında suların aktığı bir yamaçta mola verdik. Bir tek kuru dal bulamaz iken ateş yakmak zor olsa da deneyimler, ön hazırlık, çıra ve en önemlisi de karnı aç ve sucuk pişirmekten başka bir şey düşünmeyen insan topluluğu, yarım saat sonra alevli közlerin etrafında sohbetler başlamıştı bile... Güneş az sonra tepenin arkasında kaybolacaktı. Biraz sessizliğe ihtiyacım vardı. Doğanın muhteşem seslerinden oluşan sessizliğe... Kısa bir süre sonra üşüme duygum ağır basacaktı. Hissediyordum. Hareket etmeliydim..Yamaçtan aşağı doğru yürümeye başladım. Yapraklarını indirmiş dev gövdeli çınarlar arasından akan su yer, yer şelaleler oluşturmuştu. İşte su sesiyle gelen dinginlik,aradığım buydu belki de....Tekrar yukarı çıkıp,bir kez daha indim..Isınmıştım..Sucuk operasyonunu da midemde sonlandırdıktan sonra ,sıcak çayımı elime almıştım işte:)...
    Yine iniş vakti geldi....Çoğu zaman suya paralel bir yürüyüşle,yola kadar indik. Şelalelerde fotoğraf çekilmeler peşindeyken benim için yılın ilk kardeleni düştü önümüze. Çınar yapraklarının arasında tüm canlılığıyla bizi selamlıyordu sanki....Onu incitmeden biraz fotoğrafladık..Sonra yoldan yürümeye devam ettik...


    Su birikintilerinin buz tutmuş halleri ile eğlenip,ormanın içinden biraz rüzgarla irkilip inişi tamamladık.Yürüyüşün bitişi Bayramlı köyü idi..Derenin üstünden aşıp son bir tırmanış ile köye ulaştık...Bu köy sıcacıktı...Çünkü ben Melek ile tanıştım...:)) Evlerinin önündeki küçük ağılda yavru kuzuları seviyordu onu gördüğümde..3. Sınıfa gittiğini ,köylerindeki okulun da üç sınıflık olduğunu daha sonra başka bir köyde okula devam edeceğini söyledi...Bir an aklıma bizim şehirli çocuklar ve ailelerinin okul durumları aklıma geldi...Okul için,okumak için  girdikleri telaşlar,beğenmezlikler,seçimler...Oysa onun tek bir seçeneği vardı...:((Onun bir çok konuda tek şansı vardı ki zaten...Ağılın tel çitine doğru yaklaştığında bütün koyunların ona doğru yönelmelerini gördüm.Meğer hep severmiş onları Melek...Hele yeni doğan iki tanesini kucağından indirmiyormuş Melek:)) ..Bu güzel yüzlü çocuğa baht diledim köy kahvesine doğru yürürken...Kendim için de; çektiğim fotoğrafını getirip ona verme fırsatını...
     İşte yine bitmişti ...Bir yürüyüş,bir pazar günü daha...13 km lik bu yürüyüş ile haftanın tüm yorgunluğunu dağlarda,ağaçlarda, toprakta bırakmış geri dönüyorduk....Ellerimiz ve burnumuz üşümüştü ama yürekler sıcacıktı....

        Hülya ŞENOĞLU/29 Ocak 2012/Osmaniye-Bayramlı Rotası